5 Ocak 2011 Çarşamba

Marifetli Cadı 1 Yaşında

Bugün özel bir gün.......
Bugün güzel bir gün.......
Bugün kuzucuğum İrem'imin doğum günü......
Bugün Marifetli Cadının doğum günü :) .......
Evet tam bir yıl önce tam da prensesim, güzel kuzumun doğum gününde sizlerle beraber olamaya başladık.
      Acısıyla tatlısıyla tam bir yıl. Nasıl hızlı geçti zaman anlatamam. Tam bir sene önce Yılbaşını Öznur'larda kutlamıştık ve o akşam Sibel yemek sitesi açmak istiyorum ama nasıl açılır bilmiyorum dedi. Sibel hakikaten nefis lezzetler yaratan bir arkadaşımız. Dur dedim Sibelcim, iyi olacak hastanın ayağına doktor gelirmiş :), benim arkadaşım Yeşimcim namı diğer Ojeli Parmağım bir site açtı, ondan öğrenelim sana da açalım....; Yeşimle Sibelin sitesi için şurayı tıkla, burayı seç derken aaa birde baktık benim mail adresimden bana site açıldı. Bir telaş isim aradık apar topar, olurmu, olmazmı, yapabilirmiyim, ben yazamamki ama yaptıklarımı paylaşırım diyerek giriştim site olayına. Vallahi saolasın Yeşimcim; sayende sıkıntılarımı atacağım, yeni yerler, yeni insanlar keşfedeceğim, vayyyy beee şu hayatta ne Marifetli Cadılar dediğim nice site ve dostlar edindim. Ha bu arada Sibel ne mi oldu? hala bir türlü bir araya gelip kızcağızın sitesini açamadık. Açınca buradan duyuracağım hepinize.
      Başlangıcı çok güzel ama son kısmı zorlu bir yıl oldu. Özdenciğimin nişanı, düğünü derken aniden çıkıveren ve bizi derinden çok derinlerden sarsan babacığımın hastalığı ve ani kaybı. Bitirdi beni bitirdi..... Dayanamam derdim, yapamam onsuzluğa ama bir şekilde dayanıyor insan çocuklarım için, eşim için, annem için, kardeşlerim için ayakta durmam lazım. Arada ağlama krizlerim gelse de, arada yüreğimi çıkarıp atasım gelse de, arada sinir krizleri gelse de, fazlasıyla alıngan olsamda hayat devam ediyor. Güzel Allahım bir can emanet etmiş hepimize; emanete hıyanet etmemek lazım diyerek, yavrularımı düşünerek.......
       Artık toparlanma zamanı geldi, beni bekleyen o kadar iş var ki yapılması gereken; sizlerle paylaşmam gereken bir sürü proje...eee ne diyelim o zaman Nice yıllara, nice yayınlara hep beraber. İyi ki varsınız dostlar.
Pin It

4 Ocak 2011 Salı

Ben Dostlarımı Ruhumla Severim........

Bugün mail adresime gelen bu güzel şiiri paylaşmak istedim sizlerle.....
Çok güzel, çok anlamlı............
BEN DOSTLARIMI RUHUMLA SEVERİM!
(MEVLANA’DAN)
Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum.
Ağladım.
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...
Ağladım.
Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
öğrendim.

 Zamanı öğrendim.
 Yarıştım onunla...
 Zamanla yarışılmayacağını,
 zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...

 İnsanı öğrendim.
 Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
 Sonra da her insanın içinde
 iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

 Sevmeyi öğrendim.
 Sonra güvenmeyi...
 Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
 sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
 öğrendim.
 İnsan tenini öğrendim.
 Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...
 Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim..

 Evreni öğrendim.
 Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
 Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni 
 aydınlatabilmek gerektiğin öğrendim.
 
 Ekmeği öğrendim.
 Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
 Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,
 bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.

 Okumayı öğrendim.
 Kendime yazıyı öğrettim sonra...
 Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...
   
 Gitmeyi öğrendim.
 Sonra dayanamayıp dönmeyi...
 Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...

Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta...
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.

 Düşünmeyi öğrendim.
 Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
 Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
 olduğunu öğrendim.
 Namusun önemini öğrendim evde...
 Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
 gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
 sürmemek olduğunu öğrendim.
 Gerçeği öğrendim bir gün...
 Ve gerçeğin acı olduğunu...
 Sonra kararında acının, yemeğe olduğu kadar hayata da
lezzet kattığını öğrendim.

 Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının
hayatı tadacağını öğrendim.

 Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
 Olur ya...
 Kalp durur...
 Akıl unutur...
 Ben dostlarımı ruhumla severim.
 O ne durur, ne de unutur...
 
                     MEVLANA

Pin It

1 Ocak 2011 Cumartesi

Yunus Kolye-Küpe Takım

Hoş geldin 2011, Hoşgeldin güzel yıl.Yeni umutlar, Yeni heyecanlarla hoşgeldin. Tek yılları seviyorum evet nedenmi, 1999 da evlendim, 2001 de dünyalar güzeli bir kızım oldu, 2007 de dünyalar tatlısı bir oğlum. Ben nasıl sevmiyeyim tek yılları. İyi ki geldin 2011.
Dostlarım, güzel arkadaşlarım;  tek dileğim hepimiz için sağlık, mutluluk dolu bir yıl olsun. Rabbim hiçbirimizi sevdiklerimizden ayırmasın...........
Pin It

31 Aralık 2010 Cuma

Vira vira demir aldı dünya.....


Denize takılmış durumdayken çapa yapılmazmı hiç. Çok şükür 2010 bitiyor. Acılarla, üzüntülerle dolu bir yıl oldu. Çift yılları sevmiyorum dostlar, siz de benim gibimisiniz bilmem ama çift sayılı biten yıllarda hep olumsuzluklar yaşamışımdır oldum olası. Sonunda bitti, Güle güle 2010.......
Pin It

30 Aralık 2010 Perşembe

Balık Kolye-Küpe Takım.


Deniz mahsullerine devam. Balıksevelere sunulur. Bir de resimleri güzel çekebilsem tam süper olacak. Pin It

29 Aralık 2010 Çarşamba

En güzel Hediye

Bir annenin aldığı en güzel hediye, pamuklara sararak büyüttüğü, gözünde bir damla yaşa kıyamadığı, canının yongası, gözbebeği kuzusundan aldığı hediyedir sanırım. İrem'im iyi ki varsın bir tanem, benim neşe kaynağım, hayat pınarım.
Pin It

Kokoş Yüzük



Can sıkıntısı, moral bozukluklarından ve belki de depresyondan çıkma çalışmaları...... Gönlüm aşağıdaki resim gibi kapkara, aydınlığa çıkma çabalarımda işte bu çiçekler gibi. 
Gün ışığını yakalama çabasıyla, o soğuk karların altından çıkan Kardelenler gibi.........
Yorgunum dostlar, gönül yorgunu...............
Pin It

21 Aralık 2010 Salı

Denizatı Kolye

 

Denizatlarını oldum olası sevmişimdir, bu yazıyı sizlere hazırlarken rastladığım bilgi onları neden bu kadar sevdiğimi bana bir kez daha hatırlattı, Denizatları genel olarak tek eşliliği seçen ve erkekleri hamile kalan tek canlı türü, bunu biliyormuydunuz? Erkek denizatları hamile kalıyor, dişi yumurtaları getiriyor ve erkeğin kuluçka kesesine bırakıyor. Hamilelik 10 ila 42 gün arasında sürüyor ve bu süre boyunca eşler birbirlerine kur yaparak doğuma hazırlanıyor. Erkeğin hamilelik süresi boyunca dişi her sabah eşini ziyaret ediyor. Bu ziyaretler ve selamlaşma davranışları, dişiye eşinin doğum zamanı hakkında fikir veriyor.Bu zaman içinde dişi denizatı yeni bir yumurtlama için hazırlanıyor. Erkek de doğum sonrası yeniden hamile kalmak için sabırsızlanmaya başlıyor. Boş kuluçka kesesini dişiye göstererek yeni yumurtaları almak için hazır olduğunu belli ediyor. Bazen birkaç saniye, bazen de günlerce süren yeni bir çiftleşmeden sonra dişi, yumurtaları erkeğin kesesine bırakıyor. Denizatları hakkında daha fazla bilgi için buyrun buraya arkadaşlar Denizce.com

Şu sıralar, Denizatının şans getireceğine inandığımdan; saolsun çalıştığım şirketteki ablam (kendisi bir balık delisidir, ah bende en azından onun sevdiğinin onda biri kadar sevebilseydim balık yemeyi) balık aldığı sırada içinden çıkan denizatlarını bana getirdi. Nasıl mutlu oldum anlatamam, evet her canlı kendi doğasında güzel ama ağlara takılmış bir kere zavallılar, atılır mı hiç, kurutulur ve inşallah kuruyunca evdeki duvara asılır, getiren ablacığada sonsuz teşekkür edilir.


Pin It

9 Aralık 2010 Perşembe

Küçülen Plastik

Dünyalar güzeli prensesim için yaptığım kolye uçları ve küpeler. Çok şirin oldular. İçlerinden en çok Mini'yi ve Tazmanya Canavarını sevdim ben, ya siz?





Bunlarda prensesimin arkadaşı için yaptığımız hediyeler........


Pin It

8 Aralık 2010 Çarşamba

Bir Hafta Sonu Kaçamağı.......

Yazdan kalma bir hava vardı, Dipsizgöl'de....Hafta sonu Tosya'ya halamı ziyarete gittik ve sevgili kuzenlerimiz bizi Dipsizgöl'e götürdü. Doğa harikası bir yerdi, tam kafa dinlemek için ideal. İnsanlar hafta sonu yürüyüşü için Ankara'dan ve civar illerden gidiyormuş, çok güzel yürüyüş yolu yapmışlar. Zirve yaklaşık 3,5 kilometre, ağaçların arasından okları takip ederek çıkıyorsunuz.İşte size Dipsizgöl Fotoları. 
(En alta koyduğum fotoğrafa dikkat edin lütfen oklarla işaretlemeye çalıştım. Ben çam ağacının büyüklüğünü çekmeye çalışmıştım ama fotoğrafları bilgisayara aktarınca ağaca yansıyan insan silüeti çok ilginç. İnanın ben bakamadım ve buraya koyarken çok zorlandım. Ben fotoyu çekerken öyle birşey yoktu ama nasıl oldu da orada  o resim belirdi aklım fikrim ermedi. Bir de siz bakın istedim.Yorumlarınızı bekliyorum.....)



























İşte o foto arkadaşlar.Tıklayarak büyütebilirsiniz. En az 100 yıllık bir çam ağacı sanırım. Ben sizler için sağından solundan gövdesinin büyüklüğünü çekmeye çalıştım. Bilgisayara aktardığımda resme yansıyan insan silüeti tüylerimi diken diken etti. İnanın çekerken böyle bir şey yoktu. Olsa zaten topuklara kuvvet kaç metre kaçardım bilmem:) Laf aramızda ödleğimdir biraz :)) Fotoğrafı koyarken bile inanın çok zorlandım. Oklara doğru lütfen dikkat......................


Pin It
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...